08 Kasım 2017

Budapeşte

Aslında yazının başlığı Prag - Bratislava - Budapeşte de olabilirdi zira bu gezi yazısı 525 kilometrelik bir yolu da kapsıyor...

Macaristan

Pek çoğumuz için Budapeşte, tarih derslerinden aklımızda kalan, Osmanlı İmparatorluğu’nun batıdaki en önemli şehri olarak yer etmiştir. Malumunuz 240km ötedeki Viyana’yı iki defa deneyip alamamış, Kanuni Sultan Süleyman’ı da Szigetvár (Zigetvar) Macaristan’da kaybetmişiz.

Bunlar size yanıltmasın zira Macaristan’da ve de Budapeşte’de Osmanlılardan kalan pek bir şey yok. Zaten hepi topu 145 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış. Sanki hiç yaşanmamış bir dönem bu. Ülke size daha çok Avusturya veya Çek Cumhuriyeti gibi yabancı gelecek. Bu bilgiyi cepte tutun. Macarlar da zaten Türk goygoyu yapmayın.

Avrupa’nın göbeğinde yer alan Macaristan bir Doğu Avrupa ülkesi de değil bana sorarsanız. Politik olarak soğuk savaş döneminde öyle adlandırılsa da komşusu ve tarihi bağları bulunan Avusturya gibi. Çok da normal değil mi; Avusturya – Macaristan İmparatorluğu Osmanlı’nın belalısı değil miydi? ;)

Prag – Bratislava – Budapeşte

Budapeşte gezisi Prag’da başladı. Geçen yıl önce kuzenlerimin doğum günlerini kutlamak için bulunduğum Prag’dan araba kiralayarak gittik. Rentalcars isimli uygulamadan kiraladık, memnun da kaldık. Bu yol, başlı başına bir deneyim. Vakti olanlara tavsiye ederim. Aslında iki rota üzerinden gidilebiliyor. Biri Prag – Viyana – Budapeşte, diğeri ise bizim tercih ettiğimiz ve biraz daha kısa olan (525km) Prag – Bratislava – Budapeşte.

Prag - Brno - Bratislava - Györ - Budapeşte
Brno

Yol üzerinde, her iki rota da, Çek Cumhuriyeti’nin ikinci büyük şehri Brno’yu görme fırsatı oluyor. Öğle yemeği için burada durduk zira neredeyse yarı yola denk geliyor. Prag – Brno 235km. ve yaklaşık 3 saat.


Şarapları ile ünlü Moravia bölgesinin başkenti olan şehir aynı zamanda Çek Cumhuriyeti’nin adli başkenti. Anayasa Mahkemesi, Danıştay vb. Adli makamlar burada. Bizim vaktimiz olmadı ama kaleleri, parkları tiyatroları ile tipik bir orta Avrupa kenti.

Bratislava - Slovakya

Yola sabah erken çıkarsanız Bratislava da öğlen yemeği için bir alternatif olabilir, hatta daha mantıklı olabilir. Şayet Viyana üzerinden gidecekseniz bence oraya daha fazla vakit ayırmanız, hatta bir gece kalmanızı tavsiye ederim.

Slovakya’nın başkenti denilince aklınıza ne geliyor bilemiyorum ama beklentilerinizi epey aşağı çekmeniz gerekiyor. Toplam 415.000 kişinin yaşadığı şehri yürüyerek 3-4 saatte gezmeniz mümkün. Biz arabayla hızlı bir tur attık, bir de kahve içtik o kadar. Bratislava’dan Budapeşte yaklaşık 200km.

BUDAPEŞTE


Tuna nehrinin yakalarında kurulu şehrin batı tarafı Buda, doğu tarafı ise Peşte ve iki yakayı birbirine bağlayan yedi köprü mevcut. Bunların en ünlüsü ve güzeli, şehrin merkezinde yer alan The Chain Bridge. Daha çok Peşte tarafında olacaksınız zira olay daha çok bu yakada dönmekte.

Şehri yürüyerek gezmek mümkün ve bence yapılması gereken de bu. Nehir kenarında bulunan Parlamento binası harika bir yapı ama bence mutlaka görülmesi gereken yer şehri Buda tarafındaki bir tepeden gören Buda Kalesi ve Kraliyet Sarayı (Royal Palace). Aslında ilk iş olarak buraya gidip tepeden bakarak oryantasyonunuzu yapabilir, şehri hafızanıza alabilirsiniz. Sonra vurun kendinizi sokaklara!

Tuna nehrinin her iki tarafından yürümek şart. Bu sırada 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından nehir kenarında sırtlarından vurularak hayatını burada kaybeden Yahudiler anısına yapılmış Shoes on the Danube Bank enstalasyonunu atlamayın.

Biraz soluklanmak isterseniz Elizabeth (Erzsebet) Square ve şehrin en önemli ve güzel binalarına ev sahipliği yapan Andrassy Bulvarı, civarındaki parklar keyifli. Alışveriş için adres Vaci caddesi. İkinci tavsiye edebileceğim yer, şehrin en büyük kapalı pazarı; The Central Market Hall. Burası Vaci caddesinin sonunda yer alıyor. Bana Avrupa ve Latin Amerika’da gördüğüm benzerlerine göre biraz daha turistik geldi ama olsun.

Üçüncü ve bence mutlaka deneyimlemeniz gereken önerim termal banyolar. Biz Széchenyi Baths’ı tercih ettik. Öyle lüks bir yer gelmesin aklınıza, bildiğiniz halk işi. Girişte pek çok seçenek ve farklı ücretlerle karşılaşacaksınız. Biz bir kabin aldık ve eşyalarımızı buraya koyduk. Mayo şart tabi. Bu arada giderken terlik ve havlu götürmek de faydalı olacaktır. İçeride çeşitli sıcaklıklarda irili ufaklı pek çok kür havuzu, buhar banyoları ve saunalar var. Açık havuzlar da ılık ve keyifli. Bir yarım gün bu deneyim için ayrılabilir. Ayrıca buraya giderken Andrassy Bulvarı üzerinden Heroes Square’e varıyorsunuz (Kahramanlar Meydanı) ve böylelikle görülmesi gereken iki yeri daha görmüş oluyorsunuz. Bizim toplamda iki günümüz olduğu için daha fazlasını yapamadık ama hissiyatım bir şey kaçırmadığım yönündeydi. Maksimum üç günlük bir şehir Budapeşte. Hafta sonu için ideal.

İlla Osmanlılardan bir iz görmek ve yaşamak istiyorsanız Rudas Bath’a gidebilirsiniz. Burası şehre tepeden bakan özgürlük heykelinin de bulunduğu Gellert Tepesinde yer alıyor.

Yeme-İçme
  • Gulaş! Ancak bizde yapılan gulaşın eti bol suyu azdır, orijinali ise çorba kıvamında. Arıza çıkarmayın.
  • Bizim sulu yemeklere benzer balık ve tavuk yemekleri var. Ben yemedim ama siz deneyebilirsiniz.
  • Kahvaltı için Buda tarafında Déryné Bistro’yu öneririm. Oradan kaleye çıkarsınız.

Ne alınır?

Paprika. Çeşit çeşit kutularda ve acılıkta mevcut. Toz hali, tüpte püresi ya da kavanozlarda sos gibi olanları var. Bunun dışında her yerde bulunan hediyelikler ve porselen objeler alınabilir.

Nerede kalınır?

Mutlaka Peşte tarafında kalın ki şehri yürüyerek gezerken helak olmayın.

Gece Hayatı
  • Jewish Quarter ya da diğer adıyla 7nci bölgeye gidin. Budapeşte’de ruin bar denilen bir konsept var. Harap haldeki binalara kurulan bu geçici (!) barlar bir şikayet olmadıkça, binalar yıkılmadıkça veya yenilenmediği sürece hayatlarına devam ediyorlar. Olmadı başka bir binaya göçüyorlar. Gittiğinizde araştırın, kafanıza uyana girin.
  • Bunun dışında gece kulübü tarzı yerler mevcut ama biz gitmediğimiz için yorum yapmam yanlış olur. Tripadvisor candır!
  • Taksicilerin veya turist görünümlü kızların önerdiği barlara gitmeyin. Bizdeki gibi fahiş hesap dayıyorlarmış.
Nasıl gidilir?

Yazının yazıldığı tarih itibariyle THY, Pegasus ve WizzAir’in Istanbul’dan uçuşları mevcut. Yazının başında anlattığım gibi biz Prag’dan arabayla geldik. Hafta sonu için değil de daha uzun bir seyahat planlıyorsanız Budapeşte’yi Viyana veya Prag ile kombine edin. Gidiş biletini bir şehre, Istanbul’a dönüşü diğerinden ayarlayın.

Ne zaman gidilir?

Biz Haziran ayında oradaydık ve hava-kalabalık dengesi gayet iyiydi. Genelde Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim öneriliyor. Kışın soğuk oluyormuş ki ben bunu bir önceki Prag gezimden biliyorum. Orta Avrupa’nın kışı hiç sevimli değil.

Bonus: Sziget Festival

Hey yıl Ağustos ayında gerçekleşen Sziget Festivali’ne denk getirin seyahatinizi... hatta sırf bunun için gidin Budapeşte’ye. Festivalin yapıldığı ada şehrin hemen dışında. Festival biletlerini Türkiye'den temin etmek mümkün. Resmi sitesinde Türkçe de mevcut. https://szigetfestival.com/tr/


Aklınızda bulunsun!
  • Ülke AB üyesi olmakla beraber Euro bölgesine dahil değil. Para birimi Forint ve 1TL yaklaşık 70 Forint. Biz gittiğimizde 1TL yaklaşık 100 Forinte denk geliyordu. Türk lirasının değerinin ne kadar hızlı düştüğünün bir başka kanıtı.
  • Ülke genel olarak ucuz ama siz yine de sıfırlara dikkat edin. Bazen sizin dalgınlığınızdan bazen de turistleri kazıklama niyetinde olanlar sebebiyle fazla para ödemeyin.
  • Şehir gayet güvenli ve medeni bir yer. Kendimi hiç huzursuz hissetmedim ama siz yine de dikkatli olun. Neticede turistsiniz ;)
  • Denk gelirseniz Haziran veya Temmuz ayındaki Red Bull Air Race ilginç oluyor ama yarış zamanı The Chain Bridge kapalı oluyor. (Biz denk geldik de!)
  • Sokak, cadde, mekan isimlerinin İngilizceleri pek işe yaramıyor zira genelde Macarcasını söylemeniz gerekiyor. Hoş kim artık sora sora yol buluyor ki?
  • Otoyollarda bulunan benzin istasyonlarında tuvaletler paralı ama yiyecek-içecek alışverişi yaparsanız aldığınız fişle girebiliyorsunuz. Önce alışveriş sonra tuvalet ;)
  • Bahsetmeden geçemeyeceğim, eğer benim gibi tilt ya da yabancıların tabiri ile pinball oynamayı seviyorsanız Budapeşte’de bir müzesi var :)
Yol Gidenindir!

11 Haziran 2017

Long Weekend

Epeydir dini bayramlar nedeniyle 9 günlük tatiller oluşuyordu. Fakat bu sefer yılın ilk bayramı haftasonuna ek hepi topu iki gün tatil getiriyor. Üç gün izin alırım, ayarlar giderim uzaklara diyenler olacaktır. Yol Gidenindir tabi ki... ama hep bu kafa ile ertelenen, bir türlü o gidilemeyen yakınlardaki kısa geziler ne olacak?

İşte size uzun haftasonu tatili fırsatı!

Aslında seçim yapmanızı kolaylaştırıan durum var ortada. Burada kriter gideceğiniz yere en hızlı ve mümkünse en doğru zamanda ulaşmak ve dönüşünüzü de tatilin son günü medeni bir saatte yapmak olmalı zira ertesi gün iş var. Bu durumda 3-4 saatlik bir yolculuktan uzun seçenekler pek mümkün gözükmüyor, yorar.

Yandaki harita kabaca da olsa Istanbul'dan olan uçuş saatlerini gösteriyor. Bu haritayı baz alarak direkt uçabileceğiniz ve iki tam gün geçireceğiniz bir şehir seçmeniz gerekiyor.

İkinci ve önemli bir kriter daha var; gideceğiniz ülkenin müslüman olmaması ki etraf kapı-duvar olmasın, dükkanlar, lokantalar, müzeler vb. yerler açık olsun.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerini elediğinizde -ki şu sıralar Dubai, Katar gibi körfez ülkeleri de biraz karışık, geriye Avrupa kalmakta.

Öneriler

Şayet daha önce gidip gördüğünüz ve keyif aldığınız bir şehir varsa bence önceliğiniz burası olmalı ki gittiğinizde şehri keşfetmek yerine hemen yaşamaya başlayabilirsiniz. Benim için Amsterdam, Prag ve Londra bu kategoride yerler mesela. Plase olarak İskoçya. (Gezi yazıları için şehir isimlerini tıklayınız) Pek çoğu için Paris veya Viyana da bu kategoride.

Fırsatım olsaydı Berlin, Belgrad veya hazır havalar nispeten iyi ve günler aydınlıkken Stockholm'ü denerdim.

Önünüzde planlama için iki haftanız var. Önceliğiniz uçak biletiniz olsun zira vakit nakittir. Skyscanner bu iş için epey faydalı. Sonra kalacağınız yere ve ne yapacağınıza bakarsınız.

Yol gidenindir!

06 Ocak 2017

Günübirlik Kos

Özellikle birkaç yıldır, bayramlarda seyranlarda veya tatillerde yurdum insanının favorisi Yunan Adaları. Özellikle Ayvalık’tan geçilen Midilli, Çeşme’den geçilen Sakız ve Marmaris’ten geçilen Rodos bunların başında geliyor. Bir de tabi uçakla gidilen ve pek revaçta olan Mikanos var. Yetmezmiş gibi vizesiz Yunan Adaları turu yapan pek çok gemi seyahati de mevcut.

Lakin bunların dışında, genelde akla gelmeyen fakat Bodrum’da yaşayan veya yazlarını geçirenler için kelimenin tam anlamıyla komşu kapısı olan Kos ya da Türkçe adı ile İstanköy adası bu yazının konusu.

On İki Adalar © LP
Son on iki ayda dört defa gittiğim bu ada aslında On İki Adaların Rodos’tan sonra ikinci büyük olanı. Tarihi olarak bizimle olan bağı diğer Yunan Adalarına göre biraz farklı. Tarih kitaplarınızı hatırlayın, 1912’de Uşi anlaşması ile İtalyanlar tarafından işgal edilen On İki Adalar Türkiye’ye iade edilecekken biz Balkan Savaşı nedeniyle (Yunanlılara kaptırmayalım diye) İtalyanlara tam olarak “siz de dursun sonra alırız” diyoruz. Fakat işler pek de planladığımız gibi gitmiyor ve iki dünya savaşı sonrası, 1947’de adalar bir şekilde Yunanistan’a dahil oluyor. Farklılık ise, bu gecikme nedeniyle on iki adada yaşayan Türkler, Türkiye ile Yunanistan arasında 1923 yılında yapılan mübadeleden muaf oluyorlar. Bunun sonucu olarak Kos adasında halen 2.000 civarı Türk yaşamakta. Aynı sebepten dolayı Rodos Adasında bir Türk Konsolosluğu mevcut.

Nasıl gidilir?

Yazın Bodrum ile Kos arası hem Türk hem de Yunan bandıralı tekneler her gün karşılıklı sefer yapmaktalar. Ek olarak Turgutreis’ten de seferler mevcut. Günübirlik gidilecekse sabah Bodrum’dan kalkan ve akşam dönenler daha mantıklı tabi.

Tarife
  • Bodrum Express (Hızır Reis) her gün Bodrum (Kale) Limandan saat 09:30’da kalkıyor. Yolculuk havaya göre 1 saat civarı sürmekte. Dönüşü saat 16:30
  • Turkish Sealines (Asım Kaptan) her gün Bodrum (Yolcu) Limanından saat 09:15’de kalkıyor. Yolculuk 1 saat civarı sürmekte. Dönüşü saat 16:30
  • Bizim günübirlik ziyaretler için favorimiz ise Yeşil Marmaris şirketinin Kartepe katamarını. Her gün Bodrum Yolcu Limanı’ndan saat 09:00’da kalkıyor. Yolculuk 25dk civarı sürmekte. Dönüşü saat 18:00
  • Turgutreis’ten ise kalkış 09:30, dönüş 18:00. Seyahat süresi ise 20 dakika.
Kış döneminde Bodrum – Kos arasındaki seferler azalarak devam etmekte. Tabi bir de hava durumu önemli zira fırtınalı günlerde seferler iptal olabiliyor. Güncel tarife bilgisi için firmaların web sitelerine göz atmanız gerekecek. İlgili sayfaların linklerini aşağıda paylaşıyorum.
Update: 01 Nisan 2017 tarihinden itibaren Bodrum Express'in Bodrum - Kos seferleri her güne çıktı, saatler aynı. Turgutreis - Kos ise 01 Haziran 2017 tarihinde başlıyor. Yeşil Marmaris'in katamaranı ise Nisan ayında iki günde bir sefer yapıyor gözüküyor, Mayıs ayında her güne çıkıyor.

Zamanlama

Gerek Bodrum çıkışta gerekse Kos dönüşünde pasaport kontrolü nedeniyle en az bir saat önce limanda olunması gerekiyor. Bu nedenle normal teknelerle gidildiğinde Kos’a varışınız 10:30, inmeniz ve pasaporttan çıkışınız ise 11:00-11:30 gibi oluyor. Dönüş için de 15:30 gibi limanda olmanız gerektiğinden şehri gezmek ve yemek için topu topu dört saatiniz kalıyor. Yeter mi? Elbette yeter ama katamaran ile gitmek lokmayı boğazınıza dizmemenizi sağlıyor.

Kışın durum biraz daha enteresan. Türkiye yaz saatini kalıcı yapınca yazın aynı saati kullandığımız Yunanistan ile artık kışın bir saat farkımız var. Komik ama gerçek! Mesela 09:30 Bodrum’dan kalkıyorsunuz, bir saat gittikten sonra yine 09:30’da Kos’a varıyorsunuz. Yani bir saat ekstranız var. Dönüşte 16:30 kalkıp Bodrum’a bu sefer 18:30’da varıyorsunuz. Kışın pasaport sıraları daha az ve işlemler hızlı.

Vize

Neticede Yunanistan’a giriş için Schengen Vizesine ihtiyacınız var. Bir de kapı vizesi denilen bir uygulama var. Bu adı ile tezat olarak kapıda alınan yani oraya gidip orada aldığınız bir vize değil. Normal bir vize başvurusunda verdiğiniz evrakların bir kısmını 3-4 iş günü öncesinde biletinizi aldığınız tekne firmasına teslim ediyorsunuz, onlar tek girişli vize alıyorlar sizin için. Üstelik vize ücreti de Schengen Vizesi ile aynı. Yani bana pek de mantıklı gelen bir iş değil bu kapı vizesi ama yine de kolay ve daha az evrak teslim ederek alınması sebebiyle tercih edilebilir.

Update: Basında çıkan haberler kafanızı karıştırmış olabilir ama bu sene de (2017 sezonu) kapıda vize uygulaması devam ediyor.


KOS


Kos Limanı



















İlk defa gidecekleri düşünerek günübirlik program önerim şu şekildedir; Bodrum'dan gelen tekneler yukarıdaki fotoğrafta limanın girişinin solunda yer alan binanın önüne yanaşıyor. Limandan çıkmak için kalenin surlarının dibinden zaten yürümek zorundasınız. Sahil caddesine vardığınızda karşıya geçin ve Elefteria Meydanı’na çıkın. Buradaki cafelerde kahvaltınızı yapabilirsiniz. Benim favorim Cafe Aenaos, plase sadece kadınların çalıştığı ve yerel bir STO’ya bağlı Cafe Aegli. Yunanlıların bizimki gibi bir kahvaltı kültürü, adeti yok. Tost, sandviç, kruvasan, meyve suyu ve kahve.

Meydanda bulunan mini arkeoloji müzesi ücretsiz. 15-20 dakikanızı ayırıp gezebilirsiniz. Şehrin diğer arkeolojik kalıntıları sahilden 10-15 dakika yürüyerek ulaşabileceğiniz yakınlıkta. Meraklıysanız dersinizi çalışıp gidin. Amfi tiyatrosunda bizim Bodrum’da olduğu gibi zaman zaman konserler olmakta.

Kos Şehir Haritası (Büyütmek için tıklayınız)
Modern tıbbın babası, doktorların mesleğe başlarken ettiği Hipokrat yeminin Hipokrat’ı Koslu olup bu adada bir ağacın altında öğrencilerine ders verirmiş. İşte o ağaç günümüzde öyle veya böyle halen Hipokrat Meydanı’nda yaşamakta. Çökmesin, kırılmasın diye çelik bir konstrüksiyonla desteklenmiş durumda ama ayakta. Bu meydanın köşesindeki Cafe Neratzia ağaç gölgesinde sabah kahvesi keyfi için güzel bir başka adres. Meydan hem bir kiliseye hem de bir camiye (kapalı) ev sahipliği yapıyor.

Sonra vurun kendinizi sokaklara... zaten merkezin tüm sokaklarında dolaşmanız için bir yerlere takılmazsanız 1 saat civarı bir vakit yeterli olacaktır. Ama sadece alışveriş sokaklarında dolaşmayın. Kos’un diğer sokaklarına da göz atın, çaktırmadan evlere ve içlerine göz atın, ne kadar benzer olduğumuzu size gösterecek pek çok an ve diyalog yakalayacaksınız dili anlamasanız da. Arada kahve molası vermek isterseniz tavsiyem Mikro Cafe.

Tüm bunları yapmanız yaklaşık iki saatinizi alacak. Bu da saatin 13:30 civarında olması ve artık yemek vaktinin geldiği anlamına geliyor. Zaten yemekten kalkıp limana gideceksiniz.

Vaktinizi ayarlayabilirseniz Kos şehrinin dışında, tepede mukim Asklepieion’u görebilirsiniz. Kelime anlamı olarak şifa tapınağı olan bu sağlık merkezi vakti zamanında Hipokrat’ın da eğitim aldığı bir yer. Manzarası ise muhteşem. Giriş €8. Otobüs ile €1,10’a gidebiliyorsunuz. Dönüşte yürüyerek Türk köyü Platani (Germe) üzerinden 30-35dk’da dönebilirsiniz.

Asklepieion'dan Türkiye'ye doğru bakış










Yeme-İçme

Çok fazla Türk adayı ziyaret ettiği için pek çok turistik lokantada menülerde Türkçe de var. Olmasa da zorlanmazsınız zira pek çok yemek adı dahil size yabancı değil. Burada bir iki kritik notum var;
  • Porsiyonlar - Elleri bol. Porsiyonlar bizimkilerin %30 daha fazlası. Sipariş verirken unutmayın. 
  • Siparişleri parça parça verin, bizdeki gibi önce mezeler sonra ara sıcaklar en son balık gibi bir sıralama alışkanlığı yok.
  • Cheese Saganaki – Sahanda Peynir, her yerde farklı peynirden yapılabildiği için tadı da pek değişken.
  • Dolmades – Bizim zeytinyağlı dolmanın harcı değişik ve ılık olanı. Bizim usul soğuk zeytinyağlı dolma ise yalanci dolma. (Bir de dolma Yunan derler...peh)
  • Ahtapot – Bizdekinden farklı olarak önce sirkede bekletip sonra açık havada kurutuluyor. Izgarası güzel oluyor ama bizim bildiğimizden daha sert. Boşuna şikayetçi olmayın, usul bu ;)
  • Yunan Kahvesi/Türk Kahvesi – Bana sorarsanız da Yunan Kahvesi gerçekten bizimkinden farklı. Bir kere bizimkinde %100 Arabica kahve kullanılırken onlarınki Arabica-Robusta karışık. Dolayısıyla daha hafif ve tadı değişik. Bir de her zaman mikro yani küçük sipariş edin zira onlarda duble kahve de var.

Günübirlikçiler için lokasyon önemli tabi. Limana en yakın lokantalar sahil caddesi üzerindekiler. Pek çoğunun mekan sponsoru zaten Yeni Rakı. Turistik olabilirler ama yine de bizim ülkemizden ucuza çıkarsınız. Bizim ayağımızın alıştığı iki mekan var; biri Socrates –ki 41 yıldır bu işi yapıyor Socrates Abi, rahat davranabileceğiniz, kasılmadan yiyip içebileceğiniz bir yer. Maalesef kışın kapalı.

Diğeri ise merdivenlerle bir üst sokağa çıkıp ulaştığınız Taverna Fish House. Burası kalabalıktan uzak, daha siz size olabileceğiniz bir yer. Ayrıca en güzel Cheese Saganaki burada. Maalesef burası da kışın kapalı.

Plajların olduğu tarafta ise daha çok akşam yemeği için tercih edilen yerler var. Öğlen de gidilebilir tabi. En şık olanı Barbouni, en yereli Kalymnos, en meşhuru Nick The Fisherman. Manzarayı boş verip lezzet odaklı bir seçim yapacaksanız bizim favori mekanımızı tavsiye ediyorum; Stergos Stamatis’in lokantası Psaropoula. Escalop, ahtapot, kalamar dolma, mezeler hepsi şahane. Buranın Cheese Saganakisi bile Yunan konyağı Metaxa ile glaze.

Uzo – Tsipuro

“Uzo ile rakı aynı şey ya” muhabbetini unutun. Değiller. Uzo genelde bizim rakıdan biraz daha tatlı ve yumuşak, anasonlu bir içki. Uzo-su evliliğini yaparken suyu rakı-su ayarınızdan daha az koyun. İkincisi çeşit çeşit uzo var. Benim tercihim Barbayani Mavi. Bunun yeşili daha az alkollü, bir de bordo olanı var ama ona pek rastlamıyorsunuz. Plomari de güzel ama siz deneye deneye bulun bence. Hepsi 20’lik geliyor.

Tsipuro (Çipuro ile zipuro arası bir telaffuzu var) ise bizim boğma rakının muadili. Bana sorarsanız adının çağrıştırdığı ispirto gibi bir şey ama hayranı ve sadece bunu içen de çok. Bunu sipariş ederken özellikle şekersiz ve anasonsuz olanını tercih ederseniz muhtemelen Babacim içeceksiniz. Bulabilirseniz, bazı mekanlar gerçekten tezgah altından ev yapımı tsipuro satıyor. Sevenleri işte bunun hastası. Bir de bu tsipuronun daha özenle, seçilmiş üzümlerle yapılıp, meşe fıçılarda dinlendirilenleri var, işte bunlar da İtalyanların Grappası ile benzer.

İşte bu kadar

Yemek sonrası zaten liman ve pasaport kontrolü sizi bekliyor. Pek çok tekne yakın saatlerde kalktığı için pasaport sırası uzun oluyor. Akşam saatlerinde Bodrum’a döndüğünüzde değişik bir Ege deneyiminin keyfini yaşamış olacak, aynı coğrafyanın geçtiğimiz 100 yılda nasıl farklılaştığını göreceksiniz.

Kalanlar için...

Şayet bir gece Kos’da kalmayı planlayarak gelenlerdenseniz tavsiye ve önerilerim biraz daha farklı olacak tabi. Akşam Yemeği için yukarıda yazdıklarımdan farklı olarak iki önerim olacak;
  • Alla ki Alla – Marina bölgesinin arka tarafında yer alan bu bahçeli lokanta daha az turistik, sakin ve güzel bir akşam yemeği için ideal. Buraya Ekim ayında gittik. Kışın deniz mahsullerinden yapılan mezeler maalesef yok. Eminim yazın daha keyiflidir.
  • Arabın Yeri – Yazının başında bahsettiğim, adada yaşayan 2000 civarı Türkün ağırlıklı olarak yaşadığı Platani köyünde Kadri Memiş’in sahibi olduğu bu lokanta pek çok ödüle sahip bir mekan. Kos merkezden taksi ile 10dk mesafede. Hem bu şekilde merkez dışında bir başka yerini de görmüş olursunuz adanın.


    Adanın diğer tarafları

    Kos büyük bir ada ve merkezin dışında pek çok köyü/kasabası var. Araba veya motor kiralayıp gezebilir, farklı plajları keşfedebilirsiniz. Özellikle Kefalos bölgesi harika. Zia köyüne çıkıp -ki adanın en yüksek noktalarından biri, manzara eşliğinde güneşi batırabilirsiniz. Ben yapmadım ama Bizim Bozcaada, yel değirmenleri kafası gibiymiş.

    Komşu adalar Kalimynos ve Nisyros

    Kos’tan ufak teknelerle yine günübirlik Kalimynos (Kilimli) ve Nisyros’a geçebilirsiniz. Nisyros’a günlük tur €35. Kardemena limanından sabah 09:30 kalkıyor, 16:30’da dönmüş oluyor. Kalimynos’a ise Mastichari’den kalkan teknelerle geçebiliyorsunuz.

    Bir de oniki adalar arasında her gün sefer yapan Dodekanisos feribotu var. Bununla Rodos’a kadar gitmek mümkün ama sabah Rodos’tan yukarıya çıkıp akşam da geri dönüyor. Tarife bilgisine Dodekanisos Seaways sitesinden ulaşabilirsiniz. Daha da ötelere gitmek istiyorsanız Bluestar Ferries şirketinin web sitesine bakmanızı öneririm.

    Kos Gece Hayatı

    Elefteria Meydanı ile Hipokrat’ın ağacının bulunduğu meydan arasındaki bölge aynı zamanda Kos’un barlar sokağı. Burada tipik Bodrum/Gümbet barlarının benzerlerini bulabilirsiniz. Genelde Avrupalı turistlerin takıldığı yerler.

    Tabi Biz buraya takılmadık. Size iki tavsiyem olacak. İlki sahil tarafındaki Sitar. Sokak barı tadında güzel müzik eşliğinde takılabileceğiniz bir yer. Mojitosu çok fena, siz barmenleri uğraştırmayan içkileri tercih edin. Alın vodkanızı, viskinizi keyfinize bakın. İkinci mekan ise çeşit çeşit bira bulabileceğiniz ve yaz-kış açık mekan Kostas’ın yeri Coffee Zero. Sahibi Kostas hoş sohbet biridir. Mekan adada TripAdvisor'da 5 yıldız almış ender yerlerden.

    Ne zaman gidilir?

    Yaz-kış gidilir :) Ama genel kural olarak Yunanlıların ve de Avrupalıların tatil ayı olan Ağustos dışında her zaman gidilebilir. Yazın günübirlik gidecekler Pazar günü dışında bir gün tercih etsinler zira pasaport kuyrukları normale göre daha uzun, feribotlar rötara giriyor. Kışın bu problem de yok. Elbette kışın adanın nüfusu azalıyor. Kimi okuluna kimi başka yerlere gidiyor, mekanların çoğu kapanıyor ama o hali de güzel Kos şehrinin.

    Ne alınır?

    Adaya has, ilginç ve bizde olmayan bir şey yok. Magnet vs. gibi turistik birkaç parça dışında pek bir şey yok. Arada üç-dört yerel sanatçıların işlerinin bulunabileceği dükkanlar yok değil.

    Duty Free belki de Kos seyahatlerinin en önemli alışveriş olayı. Türkiye’den çıkarken almayı planladığınız şeylerin fiyatlarını kontrol edin, not alın. Kos’un merkezinde pek çok içki dükkanı var. Bu dükkanlardaki fiyatlar ile karşılaştırma yapın. Genelde çok satılan içkilerin fiyatları ya Türkiye ile aynı ya da çok az daha ucuz. Bazı çok popüler olmayan ama enteresan içkiler daha ucuz olabiliyor. Yunanistan’dan çıkarken Duty Free’ye uğrayın ve fiyatları Türkiye ile karşılaştırın. Hangisi daha hesaplıysa alışverişinizi ya gemiye binmeden Yunan Duty Free’sinden ya da vardığınızda Bodrum’daki Duty Free mağazasından yapın.

    Yurtdışından Türkiye’ye 1 litre sert alkollü (%40 ve üzeri) ve 2 litre düşük alkollü (%40’ın aşağısı) toplam 3 litre içki getirme hakkınız var. Örneğin bir şişe viski aldınız, yanına iki şişe likör alabilirsiniz. Türkiye varışınızda gümrük memurları çantalarınızı kontrol etmekteler ve hatta x-ray’den geçirmekteler. Bu notum biraz Yunanistan’dan alırım biraz da Türkiye’den alırım diye düşünenlere gelsin ;) Elbette gide gele bazı püf noktaları öğreniyorsunuz ama bu bilgi de Bodrumlulara kalsın.

    Aklınızda bulunsun...
    • Kos güvenli bir ada. Gece dahil sokaklarında huzurla dolaşabilirsiniz.
    • Bir gece kalmalı gidiyorsanız feribot biletiniz günübirlikten biraz daha pahalı
    • Gezmek isterseniz Kos Kalesi şehirle liman arasında, giriş ücreti 7€
    • Gıda alışverişi için ya sahil caddesinde plajlara doğru giderken soldaki market ya da teknelere ürün satan Cash&Carry marketi öneririm. Yanınızda termo çanta götürürseniz alacağınız ürünleri bozulmadan Bodrum’a getirebilirsiniz
    • Halk pazarının arkasındaki Orange Tree’de Mojito değişik ama güzel, feribot öncesi vaktiniz kalırsa patlatın birer tane
    • Kışın saat farkımız olduğunu unutmayın (en azından bu sene böyle, 2017 kışında duruma bakacağız)
    • Bodrum Cup zamanı Kos ve Kalimynos çok kalabalık olabiliyor, ona göre ayarlanın

    Yol Gidenindir!

    30 Aralık 2016

    40 Ülke

    2016 sonu itibariyle seyahat ettiğim ülke sayısı 40 oldu... Bakalım 2017 yeni coğrafyalar keşfetme şansı verecek mi?


    visited 40 states (17.7%)
    Create your own visited map of The World

    Yol Gidenindir!

    26 Aralık 2016

    2016 Gezileri - 2017 Yazıları

    2016 yılının ilk seyahati Ocak ayında Floransa'ya oldu. Floransa gezi yazısını toparlamak biraz sürdü ve ancak Eylül ayında siteye koyabildim. İtalya Gezi Notları - Floransa yazısı bu blogun en çok hit alan İtalya Gezi Notları - Roma ve Milano yazısından sonra bu ülke ile ilgili ikinci yazı. Epey de okuyanı var :)

    Köln
    İkinci seyahat iş için Mart ayında Köln'e oldu. Köln'e ilk kez 2009 yılında SunExpress'in yenilenen web sitesinin tasarım ajansı ile görüşmek için gitmiştim. Yandaki fotoğraf çok yanıltmasın. O gün de beni pek heyecanlandırmamıştı, bu sefer de öyle oldu. Keza Frankfurt da böyle bir yer benim için. Defalarca gittim ama içimden yazmak gelmedi. Bu yüzden bir Köln yazısı yazmadım, düşünmüyorum da.

    Yaz sezonun açılması ile Bodrum günleri başladı. Bu sene üç defa; Nisan, Ağustos ve Ekim aylarında Bodrum'dan Kos'a geçtik. Kos Adasını tamamı değil ama Kos'un şehrini anlatan yazı hazır, yakında burada yerini alacak.

    Temmuz ayında kuzelerimi ziyarete Prag'a gittim. Oradan araba kiralayıp iki gece - üç gün Budapeşte'ye gittik. Yolda Bratislava'yı da şöyle bir görme fırsatımız oldu. 15 Temmuz 2016 gecesi Budapeşte'deydim ve ülkemde olan biten çılgınlığı anlamaya çalıştığım çok farklı bir seyahat oldu bu. Prag'a ilk seyahtimin gezi notlarını zaten yayında. O yazının altına bazı güncel bilgiler ekledim. Esas üzerinde çalıştığım yazı ise bir yol yazısı; Prag - Budapeşte.

    Amsterdam
    Yılın son seyahati ise Aralık ayında Amsterdam'a oldu. Bu blogda yayında olan ve bu seyhata sonrası güncellediğim bir Amsterdam Gezisi yazısı zaten var. 2017'de rehber tadında değişik bir yazı geliyor Amsterdam ile ilgili.

    Henüz bitmedi ama görünen o ki bu yılı yedi seyahat ve yurt dışında geçirdiğim 3 hafta ile tamamlıyorum. Biri yayında olmak üzere toplam dört yazı çıkıyor bu seyahatlerden. 2017 yılında daha önce gitmediğim en az iki-üç yere gitmek ve daha çok gezi yazısı yazmak istiyorum.


    Herkese iyi yıllar, bol ve keyifli seyahatler...
    Yol Gidenindir!