09 Ocak 2007

Les Arcs

Les Arcs - Bourg - Saint Maurice

Kış sporları bazıları için korkutucu ve/veya gereksiz gelebilir fakat olayın keyfini, öğrenmeden ve yaşamadan yorum yapmak doğru olmaz zira oldukça keyiflidir. Bembeyaz karların üztünde sallınmak kadar keyifli ve sizi özgür kılan başka bir spor yoktur sanırım! Benim ailem kış sporlarına meraklı olmadığından kar üzerindeki ilk deneyimim New York’da günübirlik bir kayak merkezinde olmuştu. Suni kar üzerinde kayak öğrenmek hem zor hem de acı veren bir tecrübe! Daha sonra arkadaşlarımın yönlendirmesiyle sıfırdan bir başlangıç yaptım ve snowboard ile tanıştım. İlk dersimi Uludağ’da aldım ve o haftasonu Cehennem pistinden kayar olmuştum. Yaklaşık bir yıl sonra 2005 yılının Kurban Bayramında ekip olarak Les Arcs programı yapılmıştı… Sömestr tatili öncesi, kar tatili düşünenler için alternatif olarak öneririm.

Istanbul – Cenevre

Ekibin tamamı Onurair ile Lyon’a uçup oradan kiralık araç ile Les Arcs’a gelmeyi planlamıştı. Ben o dönemde askere gitmiş gelmiş, Swissair zamanında sahip olduğum bedava billet haklarımı kaybetmiştim ama halen çalışmakta olan Melda’nın sayesinde SWISS ile Cenevre’ye bir “friend ticket” ayarlamıştım. Ferit de Qatar Airways’de çalıştığında o da “pass ticket” almış ve biz iki gezgin farklı ve ucuz bir yoldan Les Arc’a gitmeyi çözmüştük. SWISS’in Istanbul’dan akşamüstü kalkan uçağı ile Zürih’e uçtuk ve hızlı bir bağlantı ile 21:00 civarı Cenevre Havalimanına inmişitk. Bu havalimanının özelliği İsviçreFransa sınırında olması ve her iki ülkeye de çıkış yapabilmenizdir. Biz tabi ki “Sector Français”den ve Fransız pasaport kontrolünden geçip, bagajlarımızı da aldıktan sonra Fransa’ya çıkış yaptık. Planımız havalimanından kalkan otobüslerden biri ile Les Arcs’a devam etmekti. Ancak geç kalmıştık ve tabiri caizse in cin top oynuyordu. Yapacak birşey yoktu ve o gece Ferney Voltaire’de (Cenevre’nin Fransa tarafındaki köy) kalmaya karar verdik… verdik de bizi her hangi bir otele götürecek taksi bile yoktu. Mecburen Cenevre Havalimanın içinden bu sefer “Sector Suisse”den geçip İsviçre’ye çıkış yaptık ve bir taksi bularak tekrar Fransa’ya geçip kendimizi bir otele attık. Yani 1 saat içerinide 3 defa ülke değiştirdik! Fakat bu bizi yıldıramazdı ve eğer gece kalıyorsak Ferney Voltaire’i keşfetmek lazımdı. Lakin burası bir köydü ve yapacak hiç birşey yoktu. Resepsiyon görevlisinin Fransızca “püb de padi” diye anlatmaya çalıştığı, gerçeği Paddy Pub olan mekana atıp buz gibi Guinness’leri devrip sızdık.

Cenevre – Les Arcs

Sabah, "Gare Routière de Genève"den (Cenevre Otobüs Terminali) Fransız kayak merkezlerine kalkan otobüslerden Les Arcs’a uğrayana bindik. Her işte bir hayır vardır derler ya! Bizimki de böyle birşey işte. Cenevre’den Les Arcs’a bir aktarmalı ve yaklaşık 4 saat süren yolculuktan o bölgenin tüm güzelliklerini görme fırsatımız oldu. (Tekyön CHF105) Les Arcs’a akşamüstü vardık ve ekibi beklemeye başladık. Normal şartlarda onların bizden çok önce gelmiş olmaları gerekiyordu ama bir yol macerası da onlar da vardı! Lyon’a inmesi gereken uçak hava şartları nedeniyle Basel/Mulhouse’a inmiş saatlerce beklemiş ve gecikmeli olarak Lyon’a varmış. Üstüne yollar karışıp kendilerini Güney Fransa’ya, Marsilya’ya giderken bulmuşlardı. Durumu anlayınca oteli bulup check-in yapmak üzere bir respsiyon aradık lakin yoktu! Elimizdeki tek bilgi Merida Resort – Les Arc 2000’de Burcu Benice adına rezerve edilmiş 3 oda olduğuydu ama Les Arcs’da belki 6 tane Merida vardı ve tamamı apartotel olduğu için resepsiyon yoktu. Check-in işlemleri için Merida’nın ofisinde gidilmesi gerektiğini bu ofisin kapanmasına 15dk kala öğrenip, burayı bulup tüm ekibin işlemlerini yapmasaydık o gece açıktaydık…



Les Arcs

Les Arcs, Fransız Alplerinin belki de en ideal kayak merkezi zira bu bölgenin en uzun ve farklı pistleri burada yer almakla beraber fiyatlar da diğer merkezlere göre (Courchevel, Albertville vb) daha hesaplı. Odalarda 2, 4 veya 6 kişi kalınabiliyor. Apartotel olduğu ve genelde uzun konaklamalar yapıldığı için nevresimlerinizi ve havlularınızı ofisten alıp çıkışta teslim ediyorsunuz ve odanın temizliğinden siz sorumlusunuz. 1800 mt, 2000 mt, ve 2400 mt’de kalabiliyorsunuz ki biz merkez sayılan Arc 2000’deydik. Burada her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz dükkanlar, odada yemek yapacaksanız malzeme alabileceğiniz veya tuvalet kağıdı, su vs ihtiyaçlarınızı alabileceğiniz süpermarketler, kayak ve borad kiralalıyabileceğiniz yerler ve keyifli yemek yiyebileceğiniz resaturantlar var. SkiPass’ınızı turist ofisinden günlük, haftalık, aylık olarak ve bölgelere göre alabiliyorsunuz. Komşu vadi La Plagne’da da geçen bir SkiPass’ı (6 günlük SkiPass 225€ + kart depozitosu) edinebiliyorsunuz.

Ekipte sadece Seda kayakçı diğerleri “boardcu”ydu ama Ferit kayak öğrenmek de ısrarlı olup hoca tutunca biz Özlem’le eküri oluverdik. Yeri gelmişken belirtelim, ders almak isteyenler için birden fazla kayak okulu var ve ister grup olarak isterseniz bireysel olarak ders almanız mümkün. Ben ilk gün sadece kısa ve kolay pistte (kısa ve kolay dediğim pist nerdeyse Uludağ’daki Cehennem’e denk) geliştirme/iyileştirme çalışmaları yaptım… çok düştüm ama yılmadım! Omzumun acısı ise gece çıktı, voltaren hap ve jel fayda etmedi, ertesi gün birkaç çıkıştan sonra pes ettim.

Sonraki günler işi çözüp vızır vızır kaymaya başladık. Pistler o kadar uzun ki hızlı bir teleski veya kabinle çıkışınız 20dk sürüyor ve inişiniz hiç durmadak kaydığınızda minimum 30dk sürüyor. Pistler arası geçişleri de düşünürseniz yanınızda pist haritası olmadan çıkış yapmanız durumunda çıkış noktanızdan başka bir yere inmeniz mümkün. Arada cafelerde kahve ve/veya atıştırma molası verebiliyor, ekibin diğer üyeleriyle rastlaşabiliyorsunuz. Üçüncü günün akşamı yağan kardan sonra pistler daha da güzel hale geldi ve snowboard iyice keyifli hale geldi. Pistler sabah 08:00’de açılıp akşam 17:30’da kapanıyor. Bazı pistler inanılmaz uzun olduğu ve iniş 1 saate yakın sürebildiği için onların çıkışı daha erken bitiyor. Kısacası gerek başlangıç seviyesindikiler gerekse iyi kayanlar için keyif veren bir bölge.

Ne Yenir? Ne İçilir?

Uzun sure kalmaya gelenler genelde süpermarketten malzeme alıp odalarında yemek+parti olayını tercih ediyorlar. Bizim gibi kısa süreli gelenler için ise alternatifler mevcut. Bazı restaurantlar sadece gece açık ama aşağı yukarı herşeyi bulmanız mümkün. Zaten küçük bir yer olduğu için keşfetmek zor değil. Bir hafta süresince gözümüze kestirdiğimiz her yerde yedik içtik. Fiyatlar ise bir Avrupa kayak merkezine göre normal ama standartın üzerinde. Öğlenleri ortalama 25-30€, akşamları da içki dahil kişi başı ortalama 40-45€ rahat veriyorsunuz ama Fransız şaraplarına değer doğrusu. Sabahları portakal suyu ve fırından alacağınız tap taze çikolatalı croissant veya waffle size yeterli enerjyi size sağlayacaktır.

Ne Alınır?

Açıkçası bir kayak merkezine gittiyseniz derdiniz gezmek tozmak ve alışveriş yapmak değildir. En azından bizim kafada insanlar için bu böyle ama yine de ufak hediyelikler bulmanız mümkün. Magnet, kupa veya t-shirt alınabilir. Bir de taşımayı göze alıyorsanız şarap enteresan olabilir.

Ne zaman gidilir?

Aralık-Mart dönemi sezon olarak kabul edilse de hava ve kar durumunu dikkatle takip etmek şart. Bir de fiyatların uçukluğu açısında Avrupa’da sömestr tatili dönemlerinde kaçının. Biz Ocak ayında gitmiştik ve pistleri suni karla takviye etmekteydiler. Allahtan üçüncü gün kar yağdı da pistler topladı. Sanırım Ocak sonunda Mart ortasına kadar olan dönem daha garanti.

Nasıl gidilir?

Lyon bir alternatif ama yine en mantıklısı Cenevre üzerinde gitmek. Hem daha yakın hem daha kolay. Ama tavsiyem Istanbul’dan sabah kalkan bir uçak ile (aktarmalı da olabilir) Cenevre’ye öğlen gibi varmanız ve vakit kaybetmeden Les Arcs’a doğru yola devam etmeniz. Böylelikle akşamüstü varmayı garanti edersiniz. Aslında bu tavsiyem Fransız Alpleri’ne gidecek herkes için geçerli. Veya çok ehl-i keyifseniz bir gün önceden Cenevre’ye uçun, geceyi burada geçirin, yemeğinizi yiyin, sabah da paşa paşa yola çıkın!

Aklınızda Bulunsun!

> Haritasız pistlere çıkış yapmayın, cep telefonunuz yanınızda olsun
La Plagne dahil SkiPass almayın Les Arc’ın pistleri yetiyor, gerekirse günlük biletle diğer vadiye geçebiliyorsunuz

> Gece hayatı (Apres Ski) diye birşey beklemeyin zira haliniz olmayacak, geceleri ihtiyacınız olan şey kas gevşetici ve ağrı kesicidir. Ben yine de linkini vereyim ;) Apres Ski
> Pistlerin zorluk derecelerini Türkiye’dekilerle karıştırmayın, cengaverlik yapıp siyah (zor) pistlere dalıp patlamayın
> Tatile değil kaymaya gidiyorsunuz, beklentilerinizi buna göre ayarlayın